Nûçevan

Okuyucusunun haber sitesi

Van Balığı geri dönüyor!

HABER MERKEZİ

Her yıl 15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında tatlı sulara göç ederek üremesini gerçekleştiren Van Balığı (İnci Kefali), bu yıl da zorlu mücadelenin sonuna geldi. Van Gölü’ne dökülen tatlı suların tersine göç ederek büyük bir zorlukla mücadele eden ve yumurtalarını bırakan Van Balıkları, bu günlerde yavruları ile birlikte Van Gölü’nün yolunu tutmaya başladı. Geri dönüşlerin yüzde 70 oranında gerçekleştiğini belirten Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, “Başarılı bir av yasağı sezonu geride kalmak üzere. İnci Kefalinin, suyun tersine göçünü izleyenler, bu aralar Van Gölü’nü dökülen dere kenarlarına giderlerse, balıkların, yavruları ile birlikte Van Gölü’ne doğru dönüşlerine şahitlik edeceklerdir. Bu da ayrı bir güzellik, ayrı bir varoluş hikâyesi” dedi.

Bu yıl da Van Balığı av yasağının sonuna doğru gelindi. Zorlu bir yolculuk gerçekleştiren balıklar, şimdi yavruları ile birlikte Van Gölü’nün yolunu tutuyor. Geri dönüşlerin büyük bir kısmı gerçekleşse de, bu tatlı yolculuk devam ediyor.

“ÜREMENİN BAŞARILI BİR ŞEKİLDE SONUÇLANMASI BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR”

Av yasağı sezonunu gazetemize değerlendiren YYÜ Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, balık göçünün sağlıklı bir şekilde gerçekleşip, tamamlanmasının büyük bir öneme sahip olduğunu vurguladı.

Akkuş, şunları söyledi; “Her yıl Nisan ayı itibari ile Van Gölü’nde yaşayan İnci Kefalleri, sürüler halinde akarsulara göç etmekte ve üremelerini gerçekleştirmektedirler. İnci kefallerinin üremelerini başarılı bir şekilde gerçekleştirip göle geri dönmeleri, bölgede hem ekonomik olarak, hem ekolojik olarak çok büyük bir öneme sahiptir. Göçü değerlendirdiğimiz zaman, sadece ergin balıkların dereye doğru göçü değil, aynı zamanda bu balıkların bıraktığı yumurtalardan çıkan yavruların geri dönüşü de söz konusudur. Yani dereye yukarı doğru göç eden İnci Kefallerini koruduğumuz gibi, akıntının aşağısına doğru, ilk kez Van Gölü’ne gelecek ve Van Gölü’ndeki inci kefallerinin gelecek yıllardaki nesillerini oluşturacak olan balıkların geri dönüşleri de çok büyük bir öneme sahiptir. Bu noktada aslında koruma çalışmalarını iki kısıma ayırmak mümkündür. Birincisi; ergin balıkların derelere olan göçünü sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilmesi, diğeri ise yumurtadan doğup ortalama iki hafta içerisinde tekrardan annelerinin yolunu izleyerek göle dönen yavru balıkların sağlıklı bir şekilde göle dönmesinin sağlanması…”

“BAŞARILI BİR AV YASAĞI SEZONU OLDU”

Bu yıl ki av yasağı sezonunun başarılı geçtiğini de dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Akkuş, “Geçirdiğimiz sezonu değerlendirirsek, çok başarılı bir av yasağı sezonu geçirdiğimizi söylemek mümkün. Çünkü gerek Van İl Jandarma Komutanlığının çabaları, gerek İl Gıda Tarım Müdürlüğü ve diğer ilgili kurumların göstermiş olduğu duyarlılık sayesinde kaçak avcılık en asgari seviyede gerçekleşmiştir. Bu da haliyle bizleri mutlu etmiştir. Bu konuda emeği olan bütün kişi ve kurumlara teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“SU DEBİSİNİN DÜŞMESİ SORUN YARATIYOR”

İnci kefalleri yavrularının göle dönerken bazı akarsulardaki su debisinin düşmesi sonucunda sorunlarla karşılaşabildiğini de anlatan YYÜ Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş; “Temmuz ayları içerisinde yani yaz dönemi içerisinde, bazı akarsulardaki su debisinin düşmesi sorun yaratıyor. Bu sene özellikle Deliçay’da çok güzel bir manzara gördük. Deliçay’da su debisinin sabit kaldığını ve yavruların göle rahat bir dönüş yaptıklarını müşahade ettik. Esas sorunu Zilan çayında yaşadık. Çünkü Zilan çayında Haziran’ın 20’sinde su debisi aniden düştü ve bazı yumurtalar açıkta kaldı, bazı yavrular oluşan göletlerde hapis kaldı. Hemen Devlet Su İşleri Müdürlüğü ile irtibat kurduk, çok sağolsunlar, teşekkür ediyoruz, derhal Zilan Çayı üzerinde bulunan Koç Köprü Baraj Gölünün kapakları açılaraktan akarsuya yeteri miktarda su bırakıldı ve buradaki yavruların sağlıklı bir şekilde göle dönmesi sağlandı. Diğer bir soruna ise Akköprü Deresinde şahitlik ettik. Akköprü Deresine bu yıl koruma çalışmaları sayesinde, geçen yıllara göre çok daha fazla balık girdiğini gördük. Balıkların girmesi ayrı, yavruların girmesini ayrı olarak değerlendirdiğimiz zaman, büyük balıklar geri döndükten sonra da akar sularda su olması lazım ki yavru balıklar da geri dönebilsin. Bu noktada özellikle Haziran ayı içerisinde Akköprü Deresinde de su debisinde ciddi bir düşüş oldu. Yine DSİ ile kurduğumuz iletişim sonrasında, DSİ, Sıhke göleti baraj kapağını açarak, yavruların göle dönebilmesi için gerekli suyu bıraktı. Diğer akarsuları göz önüne aldığımız zaman, su debisinde ciddi bir düşüş yaşanmadı ve böylelikle, yasakların sonuna geldiğimiz bu günlerde akarsularda bu anlattıklarım dışında ciddi bir sorun yaşamadık. Ancak bu yıl bazı akarsulardaki su debisinin ani düşüşü bize şunu gösteriyor; ileriki yıllarda daha büyük sorunlarla karşılaşacağız. Çünkü küresel iklim değişikliği ile birlikte kış aylarında artık kar yağışı fazla olmuyor ve haliyle yaz aylarında derelerde su bulamıyoruz. Akarsulardaki sular, yazın dağlardaki eriyen karların bir neticesi. Kışın kar olmazsa, yazın derede su olmaz ve özellikle de yavruların dönüşü esnasında derelerde su bulamayız. Bu da balık için büyük bir tehlike demek…” ifadelerini kullandı.

“İLERİYE DÖNÜK PLANLAMALAR YAPMAMIZ LAZIM”

Bu konuda sorunlar yaşanmaması için ileriye dönük planlamalar yapılmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Akkuş, şöyle devam etti; “Bu bize şunu gösteriyor, aslında ileriye yönelik yeni projeksiyonlar, yeni planlar hazırlamamız lazım. Akarsuların debilerini sabit tutmak için neler yapabilirizi belirlememiz gerekiyor. Yaz ayları geldiği zaman bölgemizde inci kefali yavrularının tam göle dönüşü esnasında suya ihtiyacı olduğu zaman derelerdeki su tarımsal sulamaya alınıyor. Burada şöyle bir durum var; bir tarafta tarlasını sulayarak ürün elde etmek isteyen çiftci, diğer tarafta ise suya ihtiyaç duyan balıkları görüyoruz. İşte bu noktada bir yönetim planımızın olması lazım. Ürün desenimizi ona göre ayarlamamız lazım, suyun kesileceği miktarı ona göre belirlememiz lazım. Bu şekilde bir yönetim planına ihtiyacımız var. Bununla ilgili özellikle Prof. Dr. Mustafa Sarı hocamız ile birlikte, ileriye yönelik yaptığımız çalışmalarımız var. Bunları yakın zamanda bilimsel dergilerde yayımladığımız zaman, basınla, kamuoyuyla da paylaşacağız.”

DERELERDEKİ KİRLİLİĞE DİKKAT ÇEKTİ

Akkuş, Van Gölü’ne akan derelerdeki kirliliklere de dikkat çekerek, şunları söyledi; “Öncelikli olarak şunu da bilmemiz lazım; İnci Kefali havza için çok çok büyük bir öneme sahip. İleriki yıllarda balık avlamak istiyorsak, derelerde doğan yavruların sağlıklı bir şekilde göle dönüş yapmasını da sağlamamız lazım. O yavru balıklar 3 sene sonra avlayacağımız balıkları oluşturuyor. 3 sene sonraki popülasyonu oluşturuyor. Diğer bir sorun ise derelerdeki kirlilik. Van’da yaşayanlar olarak şüphesiz ki Van Gölü kenarlarında veya akarsu boyunca yürüdüğümüz zaman kötü manzaralarla karşılaşıyoruz. Pet şişelerinden poşetlere kadar hoş olmayan manzaralara tanıklık ediyoruz ve şikayet ediyoruz. Ancak şunu söyleyeyim ki lazım ki; buradaki her türlü çöpten sorumlu olan biziz. Nihayetinde bu çöpler uzaydan gelmiyor, bu çöpleri atan bizleriz. Derelere attığımız herp çöp, inci kefali üreme habitatını biraz daha bozuyor, biraz daha yok ediyor. Bu noktada Van Gölü havzasının stratejik önemi ortaya çıkıyor. Çünkü doğal kaynaklar, bizim gelecekteki istihdam alarlarımızı oluşturuyor. Eğer Van Gölü havzasındaki inci kefali üreme habitatlarını koruyamazsak, maalesef gelecek nesiller için balıktan veya bu alandaki istihdam alanlarından söz etmemiz mümkün olmayacaktır. Bu nedenle Van Gölü havzasındaki akarsuları kirletmemekle birlikte, hiçbir şekilde bir müdahalede de bulunmamamız lazım. Dere ıslahı, taşkın yönetimi gibi adlarla yapılan çalışmalar da kesinlikle gerçekleşmemeli. Çünkü şunu unutmamamız lazım; akarsular binlerce yıllık bir sürecin ardından belli bir ekolojik yapıya kavuşuyor. Fakat biz ne yapıyoruz, gelip binlerce yılda oluşan bu yapıları bir günde mahvedip bırakıyoruz. Akarsuların kendi içlerinde bir ekolojik döngüsü var. Biz gelip diyoruz ki, hayır biz seni betonla öreceğiz. Burada ekolojik dengeyi dikkate almıyoruz. Bu nedenle Van Gölü havzasında akarsulara yapılacak her türlü müdahale yasaklanmalı. Şunu da unutmamamız lazım; Van Gölü 800 bin yaşında ve İnci Kefalleri 800 bin yıldır bu derelere göç ediyor. Ve aslında buraların gerçek sahibi inci kefalleridir. Dolayısıyla buraların gerçek sahibine saygı duymamız lazım. Van Gölü havzası kapalı havza olması nedeniyle çok çok özel bir yere sahip. Ve yine inci kefali, bölgemiz için çok çok önemli bir değer. Bu nedenle akarsulara da dikkat etmek gerekiyor.”

“GERİ DÖNÜŞLER DE AYRI BİR HEYECAN”

Son olarak, balıkların yavruları ile Van Gölü’ne dönüş serüvenlerine de değinen Van YYÜ Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, açıklamalarını şu şekilde tamamladı; “Şuana kadar geri dönüşlerin yüzde 70’i tamamlandı. Ancak yavru balıkların göle dönüşü Ağustos ayının sonuna kadar devam ediyor. İnci kefalinin sadece derelere doğru zıplayarak göçü değil, balıkların bıraktığı yumurtadan çıkan yavruların geri dönüşü de aslında başlı başına bir serüven, bir şölen hikayesidir. Bu günlerde eğer ki Van Gölü’ne dökülen akarsuların kıyısına giderseniz, oradaki yavru balıklara şahitlik edeceksiniz. Yeni bir yaşamın, yeni bir başlangıcın heyecanını göreceksiniz. Çünkü yumurtadan daha yeni çıkmış bir haftalık, iki haftalık balıkların etrafı tanımalarını ve büyükleri ile beraber derelerde gezindiğini ve büyük bir heyecanla göle doğru ilerlediklerini izleyebileceksiniz. Bu günlerde Van Gölü kenarındaki derelere gittiğiniz zaman buradaki yavruların 800 bin yıllık varoluş hikâyelerine, mücadelelerine şahitlik edebilirsiniz.” Özel Haber: Umut Tarhan (Prestij)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.