Sosyalist babaların torunlarına ne oldu böyle?!..

Berlin’de Köpenick denince her Alman’ın aklına ilk gelen Köpenick Yüzbaşısı Hauptman von Köpenick’tir.

Asıl adı Friedrich Wilhelm Voigt olan Köpenick Yüzbaşısı, henüz on dört yaşında hırsızlıktan on beş yıl yatarak sabıkalı duruma düşer, otuz yedi yaşında Prusya yüzbaşı elbisesini giyerek ve kendine yüzbaşı imajını vererek peşine taktığı Alman askerleriyle Köpenick Belediyesi’ne baskın düzenleyip emir vererek başkanı tutuklatır ve belediye veznesindeki paraları alarak kayıplara karışır.

Belediyeye baskının amacı, sabıkalı olduğundan kendisine verilmeyen pasaportu almak ve yurtdışına çıkmaktır . Gelin görün ki 1849 doğumlu Yüzbaşı yanlış kapı çalar. Yakalanması için başına ödül konar, on gün sonra pasaport verilmek kaydıyla kendini ihbar ederek teslim olur.

Önce ona kimse inanmaz ama vezneden aldığı paraları gòsterince yeniden tutuklanarak dört yıllık cezayla tutukevine yollanır.

Olayı duyan Kral II. Wilhelm, sanığın zekâsından etkilenir ve durumu hayli komik bulduğu için onu affeder.

Adı geçen yerin birçok alanında Köpenick Yüzbaşısı’nın heykeliyle karşılaşan insanların gülümseyişi, diğer insanları da gülümsetir.

Bugün tamı tamamına kırk beş gündür Köpenick’teyim.

Köpenik, eski Doğu Almanya bölgesinde, Berlin eyaletinin bir ilçesi. Özellikle eski Doğu Almanya bölgelerinde yeşilin ve tarihin korunması olağanüstü bir seviyede.

Berlin’in Avrupa’nın en yeşil şehri olması bundan olsa gerektir. Çevre bilinci o denli içten işlenmiş ki eski bir binaya çivi bile çakmak izin gereğidir. Ekolojinin sistematik çalışması için kuruyan asırlık ağaçların usulca çürümesi bile korumaya alınmıştır.

Birliktelik, ilçenin en büyük özelliğidir. Yirmi bin taraftarıyla destekledikleri Union futbol takımını süper lige nasıl çıkardıklarının canlı tanığı oldum. Kutlamalar ve katılım görülmeye değerdi. Kırk bin insanın sokaklarda sabaha kadar el ele vermeleri, sendikal bir örgütlenmenin eylemliğini anımsatır oldu âdeta.

Ne var ki bu birliktelik kolektif çalışan bir milliyetçilik sisteminin ürünüdür. Adolf Hitler’in doğum gününü kutlamada da aynı coşkunluğu görmek şaşırtmıyor kimseyi.

Eski Batı Almanlarca Ossi (Doğulu) olarak görülen ve ikinci sınıf insan olarak değerlendirilen bu kitle, etnik milliyetçilik ile sosyalizmi birleştiren ırkçı bir yapıya sahip. İtalya’da Musolini ile başlayan anti-kapitalist, anti-semitik ve anti-Marksist olan nasyonal sosyalist adlı bu düşüncenin ilkeleri Hitler tarafından konur.

Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisinin 30 Ocak 1933’ten Almanya’nın II. Dünya Savaşı’nda teslim olduğu 8 Mayıs 1945 tarihine kadar iktidarda olduğu dönem boyunca Almanya’nın resmî ideolojisi olarak uygulanır.

Almanya’da Nazizm diye adlandırılan bu düşüncede kendi burjuvazisine değil, yabancı burjuvaya karşı savaşım temel alındığından yabancı yatırımcılar ile yabancı düşmanlığı gittikçe büyümektedir. Geçmişte Yahudilere yapılanlar da bu ilke gereğidir.

Sosyalist babaların torunlarına ne oldu böyle?!

Zekeriya Ekinci

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close