Nûçevan

Okuyucusunun haber sitesi

‘Rosa Luxemburg ve Karanfil’

HABER MERKEZİ


Her okunan roman, okurunu farklı platformlara taşır.


Elif Şafak’ın On Dakika Otuz Sekiz Saniye romanı, Rosa Luxemburg’un hayatı ile düşüncesini yeniden gündeme getirebilir.


Her ölüm yıldönümünde, Landwehr kanalına gidip cesedinin bulunduğu yere, sosyalist düşünceye sahip insanların karanfil atması gerektiğini, bir dahaki Berlin gidişimde, ilk işimin bu yere gidip beş kez kırmızı beş karanfil atacağımı söylemiştim.


Berlin’de ikamet eden yakınlarım, daha ben gitmeden, büyük bir incelikte bulunarak isteğimi beş kez kırmızı beş karanfille yerine getirmekten geri kalmadılar.

 
Saygı ve sevgiyi hak eden siz entelektüel aydın insanlar, bu güzel ve anlamlı jestiniz için yüreğime yeni bir sevgi motifi işlediniz. 


*


Sosyalist mücadelede önemli bir rol üstlenen Polonya asıllı Alman politikacı Rosa Luxemburg’a kimileri hâlâ büyük bir hayranlık beslerken kimileri öfkeyle bakmaya devam etmektedir.


Savaş karşıtı olması nedeniyle önce dışlanan Rosa, sosyalizm ve demokrasinin ayrılmaz bir bütün olduğunu savunur ve 17 Ekim Devrimi ile Moskova’da kurulan ve gittikçe demokrasi kavramından uzaklaşan diktatörlüğe karşı çıkar.


Karşıt olduğu dönemde “Spartakist Ayaklanma”dan sorumlu tutulur ve Sosyal Demokrat Parti (SDP)’nin emri ile sağ görüşlü Freikorps kuvvetlerine katlettirilerek cesedi Landwehr kanalına atılır.


Ah, sosyalist düşüncenin şu göstermelik Sosyal Demokratlardan çektiği!


Devletler birbirine benzer: Freikorps, Almanya’da, devlet eliyle komünistlere karşı örgütlenen düzensiz silahlı birliklere verilen addır. Tıpkı ülkemiz kırsal kesiminde genel kültürden uzak tutulan ve her an tetikte bekletilen ırkçı-milliyetçi örgütlenme gibi. Hani, “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır.” sözünü zamansız ve yalan üzerinden kullanarak çıkarılıp sokaklara bırakılan şu derindeki camia var ya, işte öyle bir şey!


Seksen dokuz yılında yıktırılan Berlin Duvarı’nın, Rosa’nın “Özgürlük farklı düşüncelerin de özgürlüğüdür.” sözü odağında gerçekleştirilmesi, ayrıca anlamlıdır.


Bırakalım 15 Ocak (1919) gününü, Berlin’e her yolumuz düştüğünde, Roza’nın öldüğü yere, neden kırmızı karanfiller bırakmayalım ki?

Zekeriya EKİNCİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.