nucevan.com Yan Logo
Haber Detayı
07 Nisan 2019 - Pazar 10:51
 
BENDEN HİKÂYESİ…
Sait Faik’in biyografisini belgesel olarak yansıtan bir film var vizyonda: Benden Hikâyesi.
KÜLTÜR-SANAT Haberi
BENDEN HİKÂYESİ…

Sait Faik’in biyografisini belgesel olarak yansıtan bir film var vizyonda: Benden Hikâyesi.


Filmin adı yazarın Son Kuşlar adlı hikâyesinin son paragrafının son cümlesinden alınmış:


“Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için çok kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için çok kötü olacak. Benden hikâyesi.”


Yönetmen ve senarist Onur Barış, kurguyu, öykülerindeki anlık durumu, yakın arkadaş ve kardeşinin konuşmalarıyla bağlayıp sürdürür. Her öykü, yazarın yaşam çizgisine paralel olarak bir öncekini tamamlar. Mert Er’in tek başına oynayarak sürdürdüğü belgeselde, Abasıyanık’ın adalar ve İstanbul’daki yaşamına ortak olunur filmin ilerleyen karelerinde. Tiyatroda monolog ya da tirat’ı sözsüz oynar gibidir sanatçı. Kostüm içindeki suskunluk ve yalnızlığa, Özgür Özdural’ın anlatımıyla canlılık kazandırılır. Mekân ve mekânda yaşanan durumun görüntü başarısında Hikmet Merdan’ın imzası vardır.


Tek dileğimiz dünya sinemasında on üç tek kişilik filmler arasına Benden Hikâyeler filminin on dördüncü olması.


Ali Osman Çınar’ın müziği eşliğinde, yazarın, ideolojisiz bir toplum yaratmak istediğinin altının özellikle çizilmesi dikkat çekicidir. Bu nedenle fakir insandan iyi insana, iyi insandan evrensel insana bir yol izlenir hikâyelerinde Sait Faik Abasıyanık’ın. Eleştirel anlatımlı ilk hikâyelerinde bunu başarır da. Ama yazar bunu yeterli görmez, var olan durumun resmini çekmekle yetinmez. Anlatımına şiirsel bir imgelem katarak okuyucunun çizilen resim karşısında beklemesini, düşünmesini, hayal âlemine yönelmesini ister. 


İnsandan kaçıp çevreye gizlenmesinin altındaki asıl neden, var olmak demek yaşama bir şey katmak demek, olgusunun hayalini kurmasındandır.


Pardösü ve fötr şapkasının altında taşıdığı yalnızlık bu hayal olgusunun tasarımıdır.
Silik olan hikâyelerinin serim, düğüm ve çözüm bölümleri sevgi üzerine kuruludur. Her hikâyesi doğa ve insan için bir sevgi yumağıdır. Hikâyelerinin neredeyse tümünde feylesofça sözler kullanması içindeki sevgi yumağının dışa açılımındandır.


Sait Faik, filmin karelerinde irdelendiği gibi, yaşarken pek tanınmadı, pek bilinmedi. 
Bu yüzden çoğu zaman yazmaktan vaz geçtiğini, bir daha yazmayacağını bile döker kağıtlar üstüne.


Yönetmen Onur Barış, Haritada Bir Nokta hikâyesinin son paragrafındaki bu durumu daha film başlarken aktarması, ülkemiz sanatçı yazgısına bir ışık tutmak istemesinden olsa gerektir:
“Söz vermiştim kendi kendime. Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye kalem kağıt aldım. Oturdum. Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum, öptüm. Yazmasam deli olacaktım.”


Bir yazar ya da şair için yazmama sözü ya da tövbesi hiçbir zaman kabul görmez.


Kaldı ki yazar bu yazıyı yazmadan sekiz yıl önce, yayına çıktığı gün yasaklanan ve toplatılan Medarı Maişet Motoru kitabından sonra bile yazmayı kesintisiz olarak sürdürmekten geri durmayacaktır. 


İyi seyirler!...

 

Zekeriya EKİNCİ

Kaynak: Editör: Murtaza KAYA
Etiketler: BENDEN, HİKÂYESİ…,
Bu habere tepkiniz:
Yorumlar
Haber Yazılımı