EĞİTİM KURAMI VE KURAM BİLEŞENLERİ

HABER MERKEZİ

Zekeriya EKİNCİ


Geri kalmış ülkelerde eğitim kuramı, kuram olarak anlaşılamadığından eğitimde ilerleme sağlanamaz.


Davranış değişiminde hedefe ulaşma, iç bütünlüğü daha yüksek bir eğitim kuramı üzerinde inşa etmekle olasıdır. Öyle ki eğitim kuramı öz itibariyle bileşenlerden oluşan bir uygulama kuramıdır. Bileşenlerden birinin eksik bırakılması -eğitimin ilerlemede yavaşlaması bir yana- yüzlerce yıl yerinde saymasına geçerli bir neden olsa gerektir.


Eğitimin meta kurumuna dönüştürüldüğü, çocuğun renkli ambalajla sarmalanıp eksik bırakıldığı bir dönem tanıklığındayız.


Döneme tanıklığımız acı da olsa bir gerçektir. Çünkü hakim olan güç, emri altındaki yönetimden böyle istemektedir. Emir altındaki yönetimler, her alanda olduğu gibi, eğitimde de sadece emredileni uygulamaya koyarlar. Demokratik görünümlü ve bağımlı bir toplumun olmazsa olmazıdır eğitimde kitleyi çıkmaza sürüklemek.


Sistematik yapı değişmeden ve eğitim kuramının bileşenleri uygulamaya konmadan kültür ve teknolojide ilerlemek, olanak dahili görülmemelidir.
Eğitim, sınıf ve birey farkı gözetmeksizin insana özgü bir haktır.
Eğitim kuramının temel bileşenleri uygulamaya konmadan bu temel hakkın kullanımı hayal ötesi bir durum olmaktan öteye gidemeyeceği bilinmelidir.
Eğitim Kuramının Temel Bileşenleri ilkesinden ne anlamak gerekir, diye sorulabilir.


Sorulmadan biz sıralayalım isterseniz:
Tüm çocuklar için sorunlu ve tek biçimli olan özgür kamusal eğitimin kültür veya bilgi tekellerini ve ayrıcalıklı okullaşma biçimlerini kaldırmak… çünkü ülke genelinde insanımızın içinde bulunduğu kötü yaşam koşullarının çocukların bütün yönleriyle gelişimini engeller ve aynı ortamda eğitim hakkının kullanımını insani olarak değerlendirmek, düşünülemez.


Eğitimin maddi üretimle birleştirilmesi, yani kafa kol emeği, kavrama ile yürütme arasındaki tarihsel uçurumu kaldırarak herkese üretim süreci hakkında tam bir anlayış sağlamak… çünkü fizyolojik yapı gereği insanda bedensel ve zihinsel farklılık görülebilir; o halde herkesin farklı yanıyla üretimde yerini alması gerçeği görmezden gelinemez.


Eğitimi, kişiliğin tüm yönleriyle gelişimini sağlamada zorunlu kılmak… çünkü yeniden birleştirilmiş bilim ve üretim sayesinde, insan tam anlamıyla bir üretici olabilir. Bu bileşende hem kadın hem de erkeğin gizil gücü dışa vurur. Böylece kültür yaratma, var olan kültürü yaşama, toplumsal yaşama katılma, başkalarıyla etkileşim, kendini bütünleştirme ve dahası, artık kaçınılmazdır.


Topluluğu, eğitim sürecinde yeni ve kapsamlı bir role sahip kılmak…çünkü okul ile toplum arasında daha açık bir ilişkiyi içermekte ve öğretmen ile öğrenci arasında karşılıklı olarak zenginleştirici, etkin bir ilişkiyi öngörmektedir.


Bunlarla birlikte, teknolojik ve sosyal yaşam dahilinde güncellenen yeni yöntemler de bu bileşenlere dahil edilebilir.
Unutulmamalıdır ki -bilimsel dünya görüşü paralelinde- bir toplumun bugünü ve yarını için eğitim şart!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close